Aile Hukuku

Aile Hukuku

 

   

Boşanma, nafaka, mal rejimi seçimi ve tasfiyesi, tanıma ve babalık hükmü, yardım nafakası, evlat edinme, vasi ve kayyım atanmasına ilişkin davalar, vb. davalara bakmaktayız.

 

  

 

ÖRNEK KARARLAR:

Yargıtay HGK 2010/2-63 E, 2010/119 K, 03.03.2010 tarihli kararı:

ÖZET: Boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri eşlerin birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Bu yetki kamu düzeniyle ilgili olmayıp, taraflara tanınmış seçimlik hak nedeniyle kesin yetki kuralı da değildir. Bu nedenle resen araştırma ilkesi de söz konusu değildir. Yetki itirazı ilk itiraz olarak ileri sürülmelidir.
 

(Taraflar 12.11.2004 tarihinde evlenmişler, boşanma davası, davacı kadın tarafından 06.10.2008 tarihinde açılmış olup, davacının Moldova uyruklu, davalının ise Türk vatandaşı olduğu anlaşılmaktadır.
 

Boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önceki son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. (TMK.m.168) Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. (TMK. M.19/1) 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu na dayanılarak çıkartılan ve 15.08.2007 tarihinde yürürlüğe konulmuş olan Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliği (R.G. 15.12.2007 sayı 26377)ne göre; Türk vatandaşlarının ve Türkiye'de herhangi bir amaçla en az altı ay süreli ikamet tezkeresi ile bulunan yabancıların yerleşim yeri adresleri Merkezi Adres Kayıt Sistemi olarak Nüfus ve Vatandaşlık Genel Müdürlüğü tarafından elektronik ortamda tutulur. (Yönetmelik m.9.10) Yerleşim yeri adreslerinin tutulmasında kişilerin beyanı esas alınır. Adres beyan formundaki bildirimler aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. (Yönetmelik m.13/1)....


...Bilindiği üzere, boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkeme, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 168. Maddesi gereğince, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Bu hüküm kamu düzeni ile ilgili olmayıp, taraflara tanınmış seçimlik hak nedeniyle kesin yetki kuralı niteliğinde de değildir. Bu nedenle resen araştırma ilkesi de söz konusu değildir. Yetkisizlik ilk itiraz olarak ileri sürülmedikçe mahkemenin kendiliğinden araştırma yapıp, yetkisizliğe karar vermesi olanağı da bulunmamaktadır.


Diğer taraftan, davacı vekili duruşmadaki açık ve imzalı beyanı ile delillerini hasretmiş; başka delil bildirmeyeceğini belirtmiş; hazır bulunan müvekkili de bu beyanı derhal tekzip etmemiştir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 69. Maddesi gereğince, vekilin duruşmadaki bu beyanı müvekkili tarafından derhal tekzip edilmezse müvekkilinden sadır olmuş sayılır. Bu açık olguya rağmen, mahkemeden delil bildirmeyeceğini bildiren davacı yana bu konuda yeni bir olanak sağlaması beklenemez.


Şu durumda; davalının yetki itirazında, davanın açıldığı yerin eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer olmadığını, kendi oturduğu yer olan Kayseri Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu ileri sürmüş; davacının da duruşmada, şu anda Karaköy'de oturduğunu, Karaköy'e gelmeden önce davalı ile beraber Ümraniye'de 3.5 yıl oturduktan sonra ayrıldıklarını, ayrılınca davalının Kayseri'ye gittiğini ifade etmesine ve özellikle aynı celse davacı vekili tarafından imzalı beyanla mevcut duruma göre dosyanın karara bağlanması, delil bildirmeyecekleri yönünde beyanda bulunulmuş, bu beyana hazır bulunan müvekkilinin karşı çıkmamış olmasına göre, davanın açıldığı İstanbul Mahkemelerinin ne eşlerden birinin yerleşim yeri ne de tarafların davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi olmadığı, davalının yerleşim yerinin ise Kayseri olduğu anlaşıldığından, yeniden araştırma yapılmasını gerektirecek bir yön bulunmamaktadır. O halde, mahkemenin aynı gerekçelere dayalı direnme kararı usul ve yasaya uygun olup; onanması gerekir.